ÜYELİK
MENÜ

Vergi İncelemesinde Düşük Ücret Beyanının Sonuçları

22 Mart 2021 11:30 27 Okunma Ramazan Eroğlu Tarafından Yazıldı

VERGİ İNCELEMESİNDE DÜŞÜK ÜCRET BEYANININ SONUÇLARI

Özet

İşverenlerin, hizmet erbabına yapmış olduğu ödemeler üzerinden yapılan yasal kesinti kalemlerinin bütünü olarak ifade edebileceğimiz sigorta primine esas kazanç tutarı; "kimi işverenlerce" ücret bordrosu kayıtlarında eksik gösterilip, bildirimler yasal sınırları belirlenmiş asgari ücret tutarları üzerinden yapılmaktadır.

Çalışmamızda kayıt dışı istihdamın uygulanma yöntemlerinden sadece birisi olan ve "bildirim eksikliği" olarak adlandıracağımız bu durumun vergi mevzuatı açısından işverenler için hangi sorunlara yol açabileceği, bu sorunların muhtemel vergi incelemelerinde hangi sonuçları doğuracağı ele alınmıştır.

Anahtar Kelimeler

Kayıt dışı istihdam, sigorta primine esas kazanç, ücret bordrosu, vergi incelemesi.

1. Giriş

Kayıt dışı ekonomi Devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen ve denetim dışında kalan ekonomik faaliyetler olarak tanımlanmaktadır. Buna göre, bazı kayıt dışı faaliyetler yasadışı olduğu halde, bazıları yasaklanmamış bir faaliyetin kasti olarak kayıtlara geçirilmemesi, dolayısıyla vergilendirilmemesi olarak ortaya çıkmaktadır.

Kayıt dışı ekonomiyle bağı olan kayıt dışı istihdam ise; sosyal güvenlik açısından niteliği itibariyle yasal işlerde çalışarak istihdama katılan kişilerin, çalışmalarının gün veya ücret olarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına hiç bildirilmemesi ya da eksik bildirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu tanıma göre üç türlü kayıt dışı çalışma söz konusudur:

1. Çalışanların Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemesi

2. Çalışma gün sayılarının eksik bildirilmesi

3. Sigorta primine esas kazanç tutarlarının eksik bildirilmesi

Vergi mevzuatı açısından değerlendireceğimiz kayıt dışı çalışma; sigorta primine esas kazanç tutarlarının eksik bildirilmesine yönelik olacaktır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu; sigortalıların prime esas kazançlarının hesabında nelerin dikkate alınacağına, prime esas kazançların nasıl belirleneceğine, günlük kazanç sınırlarının ne olduğuna detaylı bir şekilde yer vermiştir.

İşverenlerin hizmet erbabına yapmış olduğu ödemeler üzerinden yapılan yasal kesinti kalemlerinin bütünü olarak ifade edebileceğimiz sigorta primine esas kazanç tutarı; "kimi işverenlerce" ücret bordrosu kayıtlarında eksik gösterilip, bildirimler yasal sınırları belirlenmiş asgari ücret tutarları üzerinden yapılmaktadır. Daha az vergi ve sosyal güvenlik primi ödemek için sıklıkla başvurulan bu yöntem uygulamada maaşların asgari ücrete kadarki kısmının bankaya yatırılıp, ücretin asgari kısmını aşan tutarının ise çalışanlara elden ödenmesi şeklinde gerçekleşir.

Çalışanların mağduriyet yaşadıkları konuların başında gelen böyle bir durumda devletin vergi ve prim kaybı ise yüksek boyutlara ulaşmaktadır. Türkiye'de 2019 yılı sonunda tahsilatı gerçekleştirilen gelir vergisinin 162.704 milyar TL olması, bunun 151.789 milyar TL'sinin Gelir Vergisi Tevkifatı üzerinden alınması, olayın vergi ve prim kaybı açısından ortaya çıkabilecek boyutuna ışık tutmaktadır1.

2. Ücretin Kesinti (Tevkifat) Esası ile Vergilendirilmesi

Ücret kavramına ilişkin kamu hukukunda ve özel hukuk da farklı tanımlamalarla karşılaşılsa da ücret, niteliği itibariyle bedensel ve/veya zihinsel bir emek neticesinde işverenler tarafından çalışanlara ödenen karşılık olarak ifade edilebilir. Bu karşılık para şeklinde olabileceği gibi ayni veya para ile temsil edilebilen menfaat şeklinde de olabilir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun ücrete ilişkin tanımlaması yukarıda yer verilen kavramdan daha geniş kapsamlıdır. Şöyle ki: söz konusu Kanunun 61'inci maddesinde ücretin; ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği belirtmiştir.

2.1. Ücretin Tanımı ve Unsurları

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61'inci maddesinde ücret, "işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir." şeklinde tanımlanmıştır. Kanun aynı maddenin devamında yazılı olan ödemelerinde ücret olarak sayılacağı hükmüne yer vermiştir.

Dolayısıyla, bir ödemenin veya sağlanan menfaatin ücret olarak değerlendirilebilmesi için yukarıdaki tanımda yer alan unsurların var olup olmadığına ve bu unsurlar yok ise yine madde hükmünde 7 bent halinde sayılan ödemelerden olup olmadığına bakılmalıdır.

2.2. Ücretin Unsurları

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61'inci maddesinde yer alan "ücret" tanımından da anlaşılacağı üzere ücret gelirinin üç temel bileşeni vardır. Bunlar;

- İşverene tabi olma,

- İşyerine bağlı olma,

- Hizmet karşılığı bir ödemenin yapılması.

Bu üç temel bileşen kısaca aşağıda açıklanmıştır.

2.2.1. İşverene Tabi Olma

Bir ödemenin ücret olarak kabul edilebilmesi için hizmet erbabının işverene tabi olması gerekir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 62'nci maddesinde işveren; "hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları doğrultusunda çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir." ifadesiyle tanımlanmıştır. Hizmet erbabının işverene tabiiyeti fiili olarak sağlanmış olabileceği gibi kanun, tüzük, yönetmelik veya sözleşme hükümleri ile koruma altına alınmış olabilir. Bir sanayi ustasının yanında çalışan kalfa ve/veya çırağın tabiiyeti fiili bağlılığa, belirli veya belirsiz süreli iş sözleşmesi kapsamında çalışan bir işçinin işverene olan tabiiyeti sözleşme hükümleri kapsamında yer alan bağlılığa örnek olarak verilebilir.

2.2.2. İşyerine Bağlılık

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 156'ncı maddesinde iş yeri tanımlanmıştır. Bu yerlere bağlılık işverene hukuken bağlı olmayı ifade eder. Ancak bu durum hizmetin mutlaka bağlı olunan iş yerinde icra edilmesi anlamını taşımamaktadır. Satış temsilcilerinin fiilen işyeri dışında da işverene karşı sorumluluklarını yerine getirmesi bu duruma örnek olarak verilebilir.

2.2.3. Hizmet Karşılığı Bir Ödemenin Yapılması

Niteliği itibariyle bedensel ve/veya zihinsel bir emek neticesinde işverenler tarafından çalışanlara ödenen değerler toplamını ifade eden ücretin karşılığı para şeklinde olabileceği gibi ayni (hizmetin karşılığının mal şeklinde ödenmesi) veya para ile temsil edilebilen menfaatler (hizmetin karşılığında konut, araç tahsisi vb.) şeklinde de olabilir. Ancak en nihayetinde elde edilen bu menfaatler toplamının karşılığında hizmet erbabına doğru ve gerçek ödeme yapılması gerekmektedir.

Dolayısıyla bu temel bileşenleri barındıran gelirler ücret geliri olarak addolunur. Aksi takdirde ücret gelirinden söz etmek de mümkün olmayacaktır.

2.3. Ücretin Kesinti (Tevkifat) Esası ile Vergilendirilmesi

Gelire giren kazanç ve iratların vergilendirilmesinde kanun koyucu aksine bir hüküm olmadıkça söz konusu kazanç ve iratların gelirin tespitinde gerçek ve safi miktarlarıyla nazara alınacağını belirtmiştir. Ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde de temel prensip olarak "Gerçek Usul" kabul edilmiştir. Bu usulde vergi, gelirin gerçek ve safi miktarı üzerinden alınmaktadır.

İstihkakların ödenmesi sırasında verginin vergi sorumluları aracılığıyla kesilerek vergi dairesine yatırılmasına kesinti (tevkif) usulü denilmektedir. İşte, ücret gelirleri üzerinden alınacak vergiler de esas itibariyle kesinti (tevkifat) usulü olarak adlandırılan bu yöntem aracılığıyla sağlanmaktadır.

İşveren sıfatını haiz gerçek ve tüzel kişiler 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8'inci maddesinde belirtildiği üzere verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı vergi sorumlusu sıfatıyla muhatap olan kişilerdir. Aynı Kanun'un 11'inci maddesinde yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanların, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumlu olduğu açıkça belirtilmiştir ki bu durum kesinti (tevkifat) usulü ile vergilemenin de temelini oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu yöntemde işverenler vergi sorumlusu sıfatı ile hizmet erbabına yapmış oldukları ücret ödemelerine ait vergileri keserek, muhtasar beyanname ile vergi dairesine beyan edip, ödemekle mükelleftirler.

Aşağıda değineceğimiz ücret bordrosu aslında tam da bu noktada önem kazanmaktadır. Çünkü hizmet erbabına, hizmet erbabının emeğinin karşılığı oluşturan unsurlara ve bu unsurlara ilişkin detaylı bilgilere ücret bordrosu üzerinden ulaşılabilmektedir.

2.4. Ücret Bordrosu Tanımı ve Düzenlenme Hükümleri

Muhasebe Büronuzu ve Ekibinizi Tek Panelden Yönetin

Hemen Tıklayın

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Ücret bordrosu" başlıklı 238'inci maddesinde bazı istisnai durumlar dışında (Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf olan ücretlerle diğer ücret üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri) işverenlerin, her ay ödedikleri ücretler için ücret bordrosu tutmaya mecbur oldukları, bir aya ait ücret bordrosunun ertesi ayın 20. günü akşamına kadar hazırlanıp tarihlenerek, müessese sahibi veya müdürü ile bordroyu tanzim eden memur tarafından imzalanacağı hüküm altına alınmıştır.

Aynı madde hükmünde ücret bordrolarına en az yazılması gereken malumat sıralanmış olup, bu asgari esaslara uymak şartıyla işverenlerin ücret bordrolarını diledikleri şekilde tanzim edebilecekleri de belirtilmiştir.

Ücret gelirlerinin kesinti (tevkifat) usulü ile vergilendirilmesi ile arasında organik bağı bulunan ücret bordrosu yukarıda da değinildiği üzere hizmet erbabına ait unsurları ve detaylı bilgileri içermektedir. Dolayısıyla ücret bordrosu kayıtlarının gerçeğe uygun olarak düzenlenmemesi gerçek ücret ödemelerini yansıtmamakla birlikte ödenmesi gereken vergilerin eksik veya geç tahakkuk etmesine yani vergi ziyaı doğmasına sebebiyet verecektir.

Şimdi bu hususla alakalı olarak muhtemel bir vergi incelemesinde karşılaşılabilecek sonuçlara bakalım.

3. Vergi İncelemelerinde Ortaya Çıkabilecek Sonuçlar

Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. Gerçek ücret ödemelerinin tespit edilmesi amacıyla yürütülen vergi incelemelerinde de, hizmet erbabının gerçekte aldığı ücreti ile bordro kayıtlarında dolayısıyla yasal defter kayıtlarında gösterilen ücreti arasında fark olup olmadığı araştırılır.

Bu süreçte taraf beyanları, işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş gibi hususlar gözetilerek emsal ücretin ne olabileceği araştırılıp, destekleyici mahiyette olan her türlü bilgi, belge ve veriye başvurularak hizmet

erbabının gerçek ücreti tespit edilebilmektedir. İş ilişkisinin sona ermesi ve bir şekilde iş ilişkisinin kötü bitmesi durumunda işçi ve işverenlerin birbirleri aleyhine ifade verebilme ihtimallerinin de göz önünde bulundurulması tabi ki gerekir.

Konuya dair Yargıtay kararlarında da; tespit edilen hususların her türlü bilgi ve belgelerle desteklenmesi gerektiği açıkça belirtilmektedir2-3.

Sosyal Güvenlik Kurumu uzun bir süredir çalışan personel sayısı, işyerleri, kişiler ve kurum/kuruluşlar tarafından yapılan bildirim ve beyanları esas alarak; hesaplanan sigortalı ve işyeri sayısını, ortalama günlük kazanç vb. bilgileri kapsayan ve bunları NACE sınıflandırmasına göre tüm sektörler ve iş kolları itibariyle belirten veri istatistiği oluşturmaktadır4.

Örneğin NACE sınıflandırması kapsamında sigortalıların prime esas ortalama günlük kazanç tutarları sektör, faaliyet ve Adana ili kapsamında kategorize edilebilmektedir. Aşağıdaki tablo 2019 yılındaki 16.010.002 aktif sigortalı kişi dâhilinde gerçekleştirilen ve NACE sınıflandırma kapsamında kategorize edilen Sosyal Güvenlik Kurumu verilerini göstermektedir.

İnsan sağlığı hizmetleri özel sektör prime esas ortalama günlük

kazanç

Sosyal hizmetler özel sektör prime esas

ortalama günlük

kazanç


kazanç

Adana ili özel sektör prime esas günlük

kazanç

Adana ili prime esas ortalama günlük

kazanç

130,63-TL 111,48-TL 121,59-TL


125,41-TL

Dolayısıyla yapılan vergi incelemelerinde gerçek ücretin tespit edilebilmesi için her türlü bilgi, belge ve veriden yararlanılmaktadır. Yukarıda da kısaca değinildiği üzere Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sunulan veri istatistiklerinin "kimi işverenlerin" kıskacını daralttığını ayrıca ifade etmek gerekir.

Yapılan tüm bu araştırmalar neticesinde vergi sorumlusu sıfatını haiz işverenin çalışanına/çalışanlarına yapmış olduğu, yasal defter kayıtları ve belgelerinde yer alan ücret ödemeleri ile tespit edilen gerçek ücret ödemeleri birbirinden farklıysa kısaca "bildirim eksikliği" söz konusu ise hakkında şu sonuçlara varılacaktır.

3.1. 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Hükümleri Çerçevesinde Varılacak Sonuçlar

3.1.1. Usulsüzlük Cezası Kapsamında Yapılacak İşlemler

Bildirim eksikliği nedeniyle ortaya çıkan fark ücret ödemeleri işverenin yasal defter kayıtlarına ve dolayısıyla beyanlarına intikal etmemiş olduğundan söz konusu ödemeler üzerinden gelir vergisi kesintisi (tevkifatı) yapılamamıştır.

Bu durum; işverene ait yasal defter kayıtlarının ve bunlarla ilgili vesikaların doğru bir vergi incelemesi yapılmasına imkân vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olduğu sonucunu doğurmaktadır.

Dolayısıyla söz konusu fiil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 352/I-3'üncü maddesinde belirtilen usulsüzlük fiilini teşkil ettiğinden, birinci derece usulsüzlük cezasının kesilmesi gerekecektir. Aynı fiil 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin 4'üncü ve 6'ncı bent hükümleri uyarınca re'sen takdiri de gerektirdiğinden usulsüzlük cezasının iki kat olarak kesilmesi gerekecektir.

Ancak cezayı gerektiren tek bir fiil ile vergi ziyaı ve usulsüzlük birlikte işlenmiş olursa bunlara ait cezalardan sadece miktar itibariyle en ağırının kesileceği anılan Kanun'un 336'ncı maddesinde hüküm altına alındığından ceza uygulamasında bu husus dikkate alınacaktır.

3.1.2. Özel Usulsüzlük Cezası Kapsamında Yapılacak İşlemler

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353'üncü maddesinde Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluğu getirilen belgelerin; düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerin aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğinin veya gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespiti halinde, her bir belge için özel usulsüzlük cezasının kesileceği hüküm altına alınmıştır.

Dolayısıyla gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği tespit edilen her bir ücret bordrosu için yıllar itibariyle yasal sınırları belirlenen özel usulsüzlük cezasının ayrı ayrı uygulanması gerekecektir.

3.1.3. Vergi Ziyaı Cezası Kapsamında Yapılacak İşlemler

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 341'inci maddesinde vergi ziyaı; mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevleri zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi olarak tanımlanmıştır.

Yine mezkûr Kanun'un "Vergi ziyaı cezası" başlıklı 344'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında; 341'inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezasının kesileceği hüküm altına alınmıştır.

Bildirim eksikliği nedeniyle ortaya çıkan fark ücret ödemeleri üzerinden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/1'inci maddesi gereğince yapılması gereken gelir vergisi tevkifatı yapılmadığından ve dolayısıyla ödenmesi gereken gelir stopaj vergilerinin eksik ve geç tahakkukuna sebebiyet verilmiş olduğundan vergi ziyaı doğmuştur.

Bu kapsamda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin 4'üncü ve 6'ncı bent hükümleri uyarınca tespit edilen fark gelir stopaj vergilerinin re'sen tarh edilmesi gerekecektir. Ayrıca re'sen tarhı gereken tevkif gelir vergisi nedeniyle, 213 Vergi Usul Kanunu'nun 341'inci maddesinde belirtilen vergi ziyaına sebebiyet verildiğinden, aynı Kanunu'nun 344'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca vergi aslının yanında bir kat olarak vergi ziyaı cezasının kesilmesi de gerekecektir.

3.1.4. Kaçakçılık Suçu Kapsamında Yapılacak İşlemler

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359'uncu maddesinde vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti getirilen belgelerin, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olarak düzenlenmesi "Kaçakçılık suçu" olarak kabul edilmekte olup, söz konusu belgeleri muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olarak düzenleyenler veya kullananlar hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar da hapis cezasına hükmolunacağı açıkça belirtilmiştir.

Aynı madde hükmünde sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge: "Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge" şeklinde tanımlanmıştır.

Muhasebe Büronuzu ve Ekibinizi Tek Panelden Yönetin

Hemen Tıklayın

Öte yandan; failin, fiilin oluşturduğu suçtan sorumlu tutulabilmesi için kastın mevcudiyeti gerekmekte, kasten hareket edilmiş sayılabilmesi için suçu oluşturan fiilin bilerek ve isteyerek işlenmiş olması, dolayısıyla da bunun araştırılması icap etmektedir.

Ücret bordrosu yukarıda da önemle üzerinde durduğumuz üzere düzenlenmesi ve saklanması zorunlu olan belgelerden biridir.

Bu maksatla yapılan tüm bu araştırmalar neticesinde söz konusu belgenin ya da belgelerin bilerek ve isteyerek muhteviyatı itibariyle gerçeğe aykırı bir şekilde düzenlendiği tespit edilirse fiil aynı zamanda kaçakçılık suçuna teşkil ettiğinden işveren hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması amacıyla Vergi Suçu Raporu düzenlenecektir.

Bunun yanı sıra vergi ziyaı cezasının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344'üncü maddesinin 2'nci fıkrasında açıkça belirtildiği üzere üç kat olarak kesilmesi gerekecektir.

3.2. 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu Hükümleri Çerçevesinde Varılacak Sonuçlar

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1'inci maddesinde "Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtlar damga vergisine tabidir." hükmüne yer verilmiş ve bahsi geçen (1) sayılı tablonun "IV. Makbuzlar ve

diğer Kâğıtlar" başlığı altında, "maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar için verilen makbuzlar ile bu paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak cari hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu takdirde nakli veya tediyeyi temin eden kâğıtlar" sayılarak binde 7,59 oranında damga vergisine tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.

Buradan da anlaşılacağı üzere her ne ad altında olursa olsun hizmet karşılığı alınan ödemeler damga vergisine tabi olacaktır. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere gerçek usulde vergilemenin temel mantığı kesinti usulü üzerine kurulmuştur. Mezkûr Kanun'un 19. maddesinde yer alan hüküm de de istihkaktan kesinti yapmak suretiyle vergi ödeyecekler sayılmış olup, 10 Seri No'lu Damga Vergisi Genel Tebliğinde bu kapsam genişletilerek muhtasar beyanname verenleri de kapsayacak hale getirilmiştir.

Dolayısıyla ücret bordrosu kayıtlarında gerçek ücret ödemelerine yer verilmemesi fark gelir stopaj vergilerinin yanında fark damga vergilerinin de doğmasına sebebiyet vermiştir. Bundan dolayı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin 4'üncü ve 6'ncı bent hükümleri uyarınca tespit edilen fark damga vergilerinin re'sen tarh edilmesi gerekecektir. Ayrıca re'sen tarhı gereken fark damga vergileri nedeniyle, 213 Vergi Usul Kanunu'nun 341'inci maddesinde belirtilen vergi ziyaına sebebiyet verildiğinden, aynı Kanunu'nun 344'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca vergi aslının yanında bir kat olarak vergi ziyaı cezasının kesilmesi de gerekecektir.

3.3. Kamu İdarelerinin Denetim Elemanlarınca Yapılacak Tespitler Hakkında Yönetmelik Çerçevesinde Varılacak Sonuçlar

27.09.2008 tarih ve 27010 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "Kamu İdarelerinin Denetim Elemanlarınca Yapılacak Tespitler Hakkında Yönetmeliğin" 5. maddesinde: "Kamu idarelerinin denetim elemanları, kendi mevzuatları gereğince işyerlerinde yapacakları her türlü soruşturma, denetim ve incelemeler sırasında, işyerlerinde çalıştıranların Kanun gereği sigortalı olup olmadığını tespit ederek sigortasız çalıştırılanları ve Kanuna göre sigortalı sayılanların prime esas kazançlarının veya sigortalı gün sayılarının eksik bildirilmesine ilişkin tespitlerini en geç bir ay içinde Kuruma bildirirler." hükmüne yer verilmiştir.

Bu kapsamda "bildirim eksikliği" sebebiyle tespit edilen hususlar işyerinin bulunduğu Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ilgili ünitesine bildirilecek olup, söz konusu Kurumun da kendi mevzuatı açısından gerekli inceleme ve tespitleri yapabilmesi için harekete geçmesi sağlanacaktır.

4. Sonuç

Ücret bordrosu gibi basit görünen bir belgenin gerçeği yansıtmaması neticesinde varılan sonuçlar: tarh edilecek vergi ve cezaların yanında kaçakçılık suçuna dahi teşkil edebilecek bir noktaya ulaşmaktadır.

Dolayısıyla "kimi işverenlerin" daha az vergi ve sosyal güvenlik primi ödemek için gerçek ücret ödemelerini yasal defter kayıt ve beyanlarına yansıtmaması her türlü bilgi, belge ve veriden yararlanılarak yürütülen vergi incelemeleri neticesinde işverenleri daha büyük bir yük altına sokacaktır.

Cezai müeyyidelerin konuluş maksadı tüm kanunlarda olduğu gibi caydırıcılık yaratmaktır. Yapılan vergi incelemeleri de mükellefe ceza yazmak amacıyla değil ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu, araştırmak tespit etmek ve sağlamak maksadıyla yola çıkar.

En nihayetinde kısa vade de kar ettiği düşünen "kimi işverenler" için durum "kırk katır mı kırk satır mı" cezasından daha ağırdır.

___________________________

1   https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2020/10/MYB_Gerceklesmeleri-ve-Bekelntiler-Raporu_2020.pdf

2   Yargıtay 9. HD. E.2008/33736, K.2010/22233, T.06.07.2010

3   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2006/9-479, K.2006/484, T.28.6.2006

4   http://www.sgk.gov.tr/wps/portal/sgk/tr/kurumsal/istatistik

Kaynakça

- T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı (2019-2021)

- http://www.sgk.gov.tr/wps/portal/sgk/tr/calisan/kayitdisi_istihdam/genel_bilgi

- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu

- T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri ve Beklentiler Raporu

- Yargıtay 9. HD. E.2008/33736, K.2010/22233, T.06.07.2010

- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2006/9-479, K.2006/484, T.28.6.2006

- http://www.sgk.gov.tr/wps/portal/sgk/tr/kurumsal/istatistik

- https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/sukru-kizilot/bordroda-ucreti-dusuk-gosteren-patrona-hapis-26486021

- Maliye Hesap Uzmanları Derneği Beyanname Düzenleme Kılavuzu

- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu

- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu

- 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu

- 10 seri No'lu Damga Vergisi Genel Tebliği

- 27.09.2008 tarih ve 27010 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kamu İdarelerinin Denetim Elemanlarınca Yapılacak Tespitler Hakkında Yönetmelik

ALINTI : Burak ÖZBEK

Vergi Müfettişi

----------o----------

Muhasebeciler.com.tr - Lokasyona Göre Muhasebe Bürolarını Listeleyin © 2022